Malatya ile Elazığ, arasında bir huzur beldesi olan Baskil'de her şey kayısıcılığa odaklanmış durumda.

Baskil, Malatya ile kayısı yetiştiriciliği konusunda rekabet halinde. 2 milyon kök kayısı ağacı var ve yılda yaklaşık 20 bin ton civarında kuru kayısı üretimi yapılıyor. Fakat kayısı burada değerlendirilemiyor. Üretici, kayısısını Malatya' da satmak zorunda kalıyor. Malatya ile Elazığ arasında bir huzur beldesi olan Baskil' de her şey kayısıcılığa odaklanmış durumda. Baskil Kaymakamı Hasan Göç, ilçesinin durumu ve göreve geldiğinden bu yana yapılan hizmetlerle ilgili olarak açıklamalarda bulunurken, artık her şeyi devletten bekleme döneminin geçtiğini söyledi. "İlçemiz Güneydoğu-Doğu Anadolu çerçevesinde düşünülürse hiç güvenlik sorunu yaşamamış bir ilçe. Terörün en yoğun hissedildiği zamanlarda dahi Baskil, gayet huzurlu, devleti ve milletiyle bir bütün halinde yaşadı. Bir takım artniyetli kişiler gelip de propaganda yapmak istediklerinde onların yalanlarına inanmıyorlar." diyen Baskil Kaymakamı Hasan Göç, BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ'ne yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: NÜFUS YAPISI "Baskil'de 2000 yılı nüfus sayımına göre 27 bin 359 kişi yaşıyor. Bu nüfusun 15 bin 23'ü köylerde, 12 bin 300'ü de ilçe merkezinde. Baskil, Elazığ'ın Malatya istikametinde yer alıyor. Malatya il hududu Karakaya Barajı ile çevrili. Bir tarafında Kömürhan Köprüsünden başlıyor Karakaya Barajının bitim noktasına kadar Keban hududunda ilçemizin hududu bitiyor.

İlçemiz, genellikle dağlık ama Karakaya Barajı kenarı biraz tarıma elverişli durumdadır. Sağlık, Türkiye çapında düşünülmesi gereken bir konu. Yani her yere bir hastane, sağlık merkezi açmaya imkan yok. Şu anda ilçemizde sağlık hizmetleri ve doktor sayımız yeterli. Ambulans konusunda bir sıkıntımız söz konusu. Ambulansın donanımı iyi olursa ve daha kaliteli ambulans hizmeti verilirse sağlık hizmetleri konusunda bir sıkıntımız kalmaz. Çünkü ambulansımız yaşlı ve donanımı yetersiz. Mekan açısından, araç gereç açısından da fazla bir sıkıntımız yok. İlçemizin eğitim hizmetleri de şu an için yeterli. Bir lisemiz var ve üniversite sınavlarında başarılı sonuçlar alıyor. Baskilli bir öğrencimiz Türkiye genelinde 16. oldu. Merkezde ve köylerimizde de yeterli oranda ilköğretim okulları var. Bir de yatılı bölge ilköğretim okulumuz bulunuyor. Güvenlik nedeniyle, öğretmensizlik nedeniyle kapalı bir okulumuz yok.

İlçemiz, Hem iklim hem coğrafi açıdan Malatya ile benzerlik olduğu için temel geçim kaynağımız kayısıcılıktır. Başka bir geçim kaynağımız da yoktur. İlçemizin temel sorunu elde edilen kıymetin Baskil'de kalmamasıdır. Bu kıymet ya Elazığ'a ya da Malatya'ya gidiyor. Bu nedenle de buradaki esnafımız sıkıntılı. İlçemiz, Malatya'ya 60 kilometre, köylerimiz ise daha yakın. Her türlü günlük alışveriş Malatya ya da Elazığ'dan yapıldığı için Baskil' de ekonomi canlanamıyor. İnsanları burada oturmaya, burada para harcamaya teşvik etmek gerekiyor. Ayrıca yaşan ekonomik kriz nedeniyle son dönemlerde köylerimize göç oldu. Yıllar önce gidenler yeniden dönüşe başladılar. Bu köye dönüşün ilçe ekonomisini canlandıracağını düşünüyorum. Geldiğimizden bu yana yapılan çalışmalar sonucunda kayısı ile ilgili bir kooperatif kurduk. İl Özel İdaresi' ne ait boş duran kayısı işleme işletmesi bu kooperatife kiralandı. Şu anda kooperatif alım yapıyor, aldığı malı pazarlıyor. Malatya Kayısı Birliğinin genelde yaşadığı sıkıntıları birliğe üye olduğu için kooperatif de yaşıyor. İlk girişimi başlattık, inşallah ileride daha iyi olur. Biz, kayısıyı ilçemizde değerlendirmek istiyoruz ve bunun için girişimlerimizi sürdürüyoruz. İhracata yönelik olarak bir işleme tesisi kurmak için çalışıyoruz. Ayrıca köylerimizde karpuz da çok miktarda ekiliyor. Ancak bu yıl sulamada sıkıntı yaşanıyor ve kurumayla karşı karşıya kaldı. 10 köyde oturan vatandaşların katkısını sağlayarak barajın kenarına ikinci bir pompa sistemi yerleştirdik. Buradan şimdi diğer pompalara su veriliyor ve 40 bin dönümlük arazinin sahibi olan insanlarımızı mağduriyetten kurtardık. Balıkçılık da Karakaya Baraj gölünde çok sayıda ailenin geçimini sağladığı bir iş koludur. Yaşanan bazı olumsuzluklara kaymakamlık olarak müdahale ettik. Bir yıllık avlanma döneminde 700-800 ton balık çıkarılıyor. Kayısıda olduğu gibi su ürünlerinde de bir yapılanmaya gitmek istiyoruz.

İlçemizde, 1997' den bu yana düzenlenen bir festivalimiz vardı ama son kriz nedeniyle 2 yıldır festival yapılamıyor. Oysa festivallerin bölgeye de ülkeye de çok büyük faydası vardı. İnsanlarımız buraya geliyorlar ve kaynaşıyorlardı. Türkiye çapında tanınmış Baskilli ticaretle uğraşan insanlarımız var. Ekonomik yönden kendilerini kanıtlamış çok insanımız var. Bu insanlarımızın ilgisini buraya çekmek gerekiyor. Çünkü çoğu yıllardır yöresine ilgisiz kalmış. Festivallerde bu ünlü iş adamlarımızın katkıları fazla oldu. Ayrıca çeşitli müzik toplulukları, tiyatrolar zaman zaman ilçemizde etkinlikler için geliyorlar. Sosyal hayatı bu şekilde canlandırmaya çalışıyoruz. Ama ekonomi iyi olmayınca sosyal hayat da durgunlaşıyor. Kütüphanemiz var ve kitap sayımız iyi durumdadır.

Eğitime önem veriliyor, genelde Baskil insanı eğitime önem veriyor. Özellikle son 10-15 yıldan beri üniversitelerde okuyanların oranı oldukça fazla. Halkımız, kayısıdan kazandığını çocuklarının eğitimine harcıyor.

 

Asayişi rahat, İlçemiz Güneydoğu - Doğu Anadolu çerçevesinde düşünülürse hiç güvenlik sorunu yaşamamış bir ilçe.

 

Yasaya bakış, Yeni Mahalli İdareler Yasa Tasarısının beklendiği gibi çıkması konusunda görünen o ki daha çok bekleyeceğiz. Benim bu konuda fazla bir umudum yok. Türkiye, değişen çağa ayak uydurmak zorunda. Fakat bu adımı hala atamadık, inşallah yakında atarız.

 

Mesajlar, Son dönemlerde TBMM çok hızlı çalıştı ve Türkiye' nin ihtiyacı olan yasalar hızlı bir şekilde çıktı. Bizim istediğimiz de kendi görev alanımızı ilgilendiren konularda özellikle mahalli idarelerin güçlendirilmesi, yetkilerin devredilmesi, parasal yönden desteklenmeleri konusunda birtakım kanuni düzenlemeler gerekiyor. Bunların bir an önce yapılması, yetkilerin merkezden alınıp olabildiğince taşraya yayılması gerekli. Bir kalem alabilmek için Ankara ile yazışma olmamasını istiyoruz. Vatandaşlarımıza mesajıma gelince; yaşadığımız günler artık her şeyi devletten beklemenin yanlış olduğunu gösterdi. Gösterdi ki; artık devlet bu konumundan çıkarılmalı. Herkes devleti baba olarak görüyor. Herkes her türlü ihtiyacının devlet tarafından giderilmesini bekliyor. Mesela insanımız, bir takım olumsuzluklar olduğunda bunu önemsemiyor veya yolsuzluk olduğunda bunu çok fazla önemsemiyor. İnsanımız devletin parasını kendi parası olarak görmüyordu. Birileri çalıp çırpmış, yolsuzluklar olmuş, usulsüzlükler olmuş vatandaşın tepkisini çekmiyordu. Artık bu son yaşadığımız olaylar gösterdi ki, bunun bir sınırı yok, bunun sonu geldi. Artık kendimize çekidüzen vermemiz gerekiyor. Her şeyi devletten beklemememiz gerekiyor. Devlet memuru olarak devleti düşünmek illa ki, devlet memuru olanların görevi değil, herkesin görevi, halkın da görevidir. Çünkü nihayetinde devletin harcadığı para; milletin parasıdır. Devletin harcadığı zaman milletin zamanı; harcanan emek yine kendi emeğidir. Geçen günler geri gelmiyor. Geçirdiğimiz kötü günleri bir daha yaşamayalım. Zararın neresinden dönersek kardır. Devletin artık dünyanın hiçbir yerinde yapmadığı işleri biz devletimize yaptırmaya zorla yaptırmaya kalkmayalım.

Aktif Ziyaretçi 1
Dün Tekil 7
Bugün Tekil 3
Toplam Tekil 41887
IP 3.234.214.113